2013 yılı, AB (Avrupa Birliği) Türkiye ilişkileri

AB ile Türkiye arasındaki ilişkiler açısından fazla hareketli geçmeyen 2013’te en dikkat çeken gelişme yeni bir faslın açılması oldu…

Bir yıi böyle geçti

2013 yılı, AB (Avrupa Birliği) Türkiye ilişkilerinde hareketli ve heyecanlı bir yıl değildi. Daha yılın başında AB – Türkiye gündeminde, 1 Temmuz 2013 tarihinde AB’nin 28’inci tam üyesi olmaya hazırlanan Hırvatistan’ın, İNisan 2013 tarihinden itibaren Türk vatandaşlarına vize uygulamasını başlatılacağı haberi yer almıştı. Sonuçta 28 üyeye ulaşan AB’nin, çiçeği burnunda bir üyesi daha Türk vatandaşlarına vize koymuş oldu.

Bu yılın ortasında toplanan AB-Türkiye Karma İstişare Komitesi’nde, ilişkilerin duraksadığı, katılım müzakerelerindeki tıkanıklığın aşılması için “pozitif gündem” etrafında adımlar atılmaya çalışıldığı bir dönemde, komitenin üye sayısının azaltılması üzdü.

VİZE UMUDU BİR BAŞKA BAHARA KALDI

Yılın ortasında Türkiye karşıtı Avrupa Parlamentosu üyeleri, AB’nin bir an önce Türkiye’ye verdiği Katılım Öncesi Mali Yardım AracıTPA’nm yardımlarını kesmesi gerektiğini belirttiler. O nedenle mali yardım durduruldu. Bu kapsamda, 2013’te Türkiye için ayrılan fon 236 milyon euro idi. Bu yardım ancak kasım ayında serbest bırakılabildi. AB’nin fonu, yargı ve temel haklar, göç ve sınır yönetimi, enerji, çevre ve iklim değişikliği, sosyal kalkınma, tarım ve kırsal kalkınma gibi öncelikli alanlara aktarılacak.

Eylül ayı başında Türkiye’nin gündeminde yer alan konuların başında, AB Adalet Divam’mn 24 Eylül 2013 tarihinde Leyla Ecem Demirkan davasına ilişkin vermiş olduğu karar bulunuyordu. Divan kararında, Demirkan’ı davasında haksız bularak, Türk vatandaşlarının AB ülkelerine azami üç ay süreyle turistik amaçlı seyahat hakkı olmadığını bildirdi.

Dönemin AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada AB Adalet Divanı kararıyla Türk vatandaşlarının hizmet almak üzere AB ülkelerine yapacakları seyahatleri hizmet sunma kapsamında değerlendirilmemesi sebebi ile bu kararın hem AB hukuku hem de Türkiye-AB ortaklık hukuku ile bağdaşmadığını vurguladı.

AÇIK UÇLU MÜZAKERELERE DEVAM…

Avrupa’da uzun süredir beklenen bir diğer önemli gelişme de Almanya’daki genel seçimlerdi. Seçimler, Angel Merkel’in üçüncü kez zaferi ile sonuçlandı. Seçim sonuçlan partisi CDU’dan çok Merkel’in kişisel zaferi olarak yorumlandı. Seçim sonuçları Euro Bölgesi’nin geleceği açısından, parasal disiplin politikalarının devamı anlamına geliyor. Türkiye-AB ilişkileri açısından bakıldığında ise, Merkel’in Türkiye’nin AB üyeliğine sıcak bakmayan, ancak “ahde vefa” ilkesi uyarınca müzakereleri engellemeyen tutumunun devam edeceği bekleniyordu. Nitekim mali yardım serbest bırakıldı ve yeni bir fasıl daha açıldı.

Öte yandan, Yalta’da düzenlenen 10’uncu Yalta Avrupa Stratejisi (YES) toplantısına katılan AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış yaptığı konuşmada, AB’nin önyargılı tutumu yüzünden Türkiye’nin hiçbir zaman AB üyesi olmama ihtimalinin olduğunu ancak Türkiye’nin üyelik hedefinin halen devam ettiğini vurguladı.

NİHAYET YENİ BİR FASIL AÇILDI

Bu yıl, Avrupa Komisyonu’nun 1998’den bu yana her yıl yayınladığı ilerleme raporlarının 16’ncısı yayınlandı. Bu seneki rapor oldukça ılımlı ve yapıcı bir tonda Türkiye’ye yönelik önemli mesajlar içeriyordu. Avrupa Komisyonu’nun Genişleme ve Komşuluk Politikasından sorumlu üyesi Stefan Füle, AB’nin genişleme politikasında üzerinde durduğu en önemli unsurları şu şekilde vurguladı:

• AB’ye aday ülkelerde, hukukun üstünlüğünün, idari kapasitenin artırılması ve köklü ve geri dönülemez biçimde reformların devam etmesine yönelik siyasi iradenin varlığı temelinde sağlanması.

• Yapıcı bir muhalefet, güçlü bir sivil toplum ve etkili bir parlamento temelinde demokrasiyi güvence altına alan kurumların güçlendirilmesi.

• İfade, basın ve örgütlenme özgürlüğü başta olmak üzere temel hakların güvenceye alınması.

Nihayet bu kadar zaman sonra AB ile olan ilişkilerde, ekim ayında yeni bir fasıl daha açıldı. AB Genel İşler Konseyi’nin, Türkiye’nin katılım müzakerelerinde bölgesel politika ve yapısal araçların koordinasyonu ile ilgili 22’nci faslın açılmasına karar vermesi önemliydi. Son olarak vizenin yumuşatılmasına yönelik olarak 16 Aralık tarihinde Türkiye geri kabul anlaşmasını imzaladı. Bu üç buçuk yıl sürebilecek bir gözlem döneminin de başlaması anlamına geliyor. 2014 senesinde AB dönem başkanlığına Yunanistan ve İtalya oturacak. Umarız önümüzdeki yıl AB -Türkiye ilişkileri bakımından daha olumlu geçer. Bu umutla tüm okurlarıma mutlu, sağlıklı, barış dolu bir yıl diliyorum…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir