Kapat !


Altın Yorumları 2014

Altın, 2013 yılının son günlerinde 1.200 doların da altına indi. 1.000-1.200 dolar aralığı altın için son derece kritik bir bölge. Altın fiyatlarındaki düşüşler bence artık alış fırsatı olarak değerlendirilmeli…

Altın nereye gidiyor?

ALTIN, 2013 yılma damgasına vuran piyasaların başını çekiyor.

2001 yılıyla birlikte güçlü bir yükseliş trendine giren ve her yıl prim yapan altın, 2012 yılının son dönemiyle başlayan süreçteyse büyük bir çöküş yaşadı. Altına ilk tokat 2013’ün başında geldi. Ünlü yatırımcı George Soros’un fonu Soros Fund Management ve dünyanın en büyük fonlarından Moore Capital fonunun, 2012’nin son çeyreğinde altın borsası yatırım fonlarında satış yaparak altın pozisyonlarını azalttıkları haberi ortaya çıktı. Flaber üzerine diğer piyasa oyuncuları da harekete geçti ve altındaki ilk güçlü satış dalgası böylelikle başlamış oldu. Daha sonra birçok uluslararası finans kuruluşu altın fiyatlarına yönelik tahminlerini aşağı çekmeye başladılar; bunu hem 2013, hem de 2014 yvh tahminleri \çm yaptalar. Ve alto fiyatlarındaki satış kuvvetlendi.

1.200 DOLAR ALTINA KAYDI

Altma en ağır darbe ise son dönemde ABD Merkez Bankası’ndan (FED) geldi. FED’in “normalleşme=tahvil alım programının sınırlandırılması ve sonlandırılması” sürecini başlatacağı yönünde kuvvetlenen beklentiler, altını iyice hırpaladı. Altın fiyatlarının yıl içinde ve yılın son günlerinde 1.200 dolar bölgesinin bile altma kaydığını gözlemledik. Altın için 1.000-1.200 dolar bandı son derece kritik bir bölge. Çünkü büyük ve küçük ölçekli altın üreticilerinin üretim maliyetlerinin bu bölgede olduğunu biliyoruz. Ve bu konuda çokça rapor yayımlandı. Flerkesin farklı bir görüşü var.

Altınla ilgilenen yatırımcıları üretim maliyetleri ve altın fiyatları arasındaki ilişki hususunda biraz aydınlatmak istiyorum. Ve de ileriye dönük yapılabilecek çıkarımlar konusunda. Altın üretiminde dünyada ilk sırada GoldCop (Kanada menşeili), Newmont mining (Amerikan), Polyus Gold (Rus menşeili), Barrick Gold (Kanada), AngloGold (Güney Afrika) gibi firmalar var. Bunlar büyük ölçekli üretim yapanlar (haliyle daha düşük üretim maliyetine sahip olanlar).

Richmont Mines, DRD Gold gibi üretimi orta ölçekte yapan üreticiler de var ki bunların üretim maliyetleri “ölçek dezavantajından dolayı biraz daha yüksek. Ayrıca üretim maliyeti konusunda da ciddi bir “kavram karmaşası” yaşanmakta. Üretim maliyetlerinin yatırımcılar tarafından daha iyi anlaşılabilmesi için Dünya Altın Konseyi (World Gold Council) de 2013’ün haziran ayında adım attı. Altın üreticilerine finansal raporlamalarında “cash cost”m yanı sıra “all-in costs” ve “all-in sustaining costs” metriklerini de hesaplamaları ve yatırımcılarla paylaşmaları konusunda telkinde bulundu.

(http://www.gold.Org/media/press_releases/archive/2013/06/g uidance_note_on_non_gaap_metrics_pr/) Altın konusundaki uzmanlar ağırlıklı olarak direk üretim maliyetlerinden oluşan “cash cost” kavramının altının gerçek üretim aliyetini yansıtmadığı görüşündeler. Arama maliyetlerinin, genel giderlerin, yatırım harcamalarının, amortismanın vb yansıtıldığı daha geniş kapsamlı üretim maliyetine bakılmasını öneriyorlar; ki ben de aynı görüşteyim. Burada ilk mesajı vereyim: “Altında üretim maliyetine yaklaştık” benzeri yorumlar duyduğunuzda önce sorgulayın. Üretim maliyeti hangi tanıma göre yapılmış.

hangi üreticilerin üretim maliyetleri baz alınmış, vb…

ÜRETİM MALİYETLERİ

2014 yılıyla birlikte altın üreticileri Dünya Altın Konseyi’nin önerdiği üretim maliyeti kalemlerini de açıklayacaklar. Ve ortaya çok daha sağlıklı bir resim çıkacak. Geriye dönük olarak ise değerli altın analistleri geniş tanımlı üretim maliyeti hesaplaması yapmaya çalışıyorlar. Bu çalışmaları birlikte değerlendirip sentez ettiğimizde ise ortaya çıkan tablo ileriye dönük önemli mesajlar içeriyor. Büyük ölçekli üretim yapan firmaların “geniş tanımlı” ortalama üretim maliyeti ons başına 1.000-1.100 dolar arasında. Orta ölçeklilerse 1.100-1.250 dolar arasında. Tüm üreticilerin ortalama maliyeti ise 1.100 dolar civarında hesaplanıyor. Tabii ki bu rakamların “kabaca” kategorisinde olduğu göz ardı edilmemeli. Üretim maliyetlerinin son 10 yıldaki değişimi konusunda da fikir vermesi amacıyla “geniş” tanımlı üretim maliyetinin 2003’lerde 200 dolar mertebesinde olduğunu belirtmekte yarar görüyorum.

En çok merak edilenlerden biri altın fiyatlarının, üretim maliyetinin altma düşüp düşemeyeceği. Altın fiyatları, üretilen her ürün için geçerli olduğu gibi üretim maliyetinin altına düşebilir. Ama üretim maliyetinin altında çok uzun kalması beklenmez. Üretim maliyetinin altına düşmesi durumunda, altın üreticileri üretimlerini düşürecekler. Bir kısım üretici de faaliyetlerine son verecek. Ekonominin altın kurallarından biridir shutdown rule (kapat ya da devam et eşiği). Bir firma için üretimden elde ettiği gelirler, değişken maliyetlerini dahi karşılayamaz noktaya gerilemişse kapatma zamanı gelmiştir. Çünkü belirttiğim eşik aşıldığında faaliyette kalmanın bedeli kapamaktan daha yüksek noktaya gelmiştir.

Konuyu altına döndürelim…

Fiyatların, üretim maliyetinin altma gerilemesi durumunda toplam üretim de düşeceğinden altm fiyatları yeniden yükselir. Özetle, altm fiyatları üretim maliyetinin altına düşebilir ama maliyetin altında uzun süre altında kalması beklenmez. Spektrumun diğer ucuna da bakalım. Altm fiyatı, üretim maliyeti artı belli bir primden oluşmakta. Bu prim zaman zaman geçmiş ortalamasının üzerinde zaman zaman da altında olmakta. Ama belli bir prim olmalı ki üreticilerin üretmek için teşviği olsun.

Altm fiyatlarının “uzun vadede” genel eğilimini kestirebilmek için kullanılabilecek yöntemlerden biri de üretim maliyetiyle kıyaslamaktır. Hatta geçmiş yıllardaki (altm fiyatı eksi üretim maliyeti eşittir prim) ortalama primi de yüzdesel olarak göz önüne almakta gerekir. Bu sadece bir bilgidir. İleriye dönük makro ortam tahminiyle birleştirilmeli. Makro ortam düşünülürken altına prim yaptırabilecek bir “jeopolitik risk”in gündeme gelip gelmeyeceği düşünülmeli. İleriye dönük makro ortamı öngörmeye çalışırken FED’in politika hatasını enflasyon bacağında mı (genişlemeci politikayı gereğinden uzun tutarak), yoksa büyüme bacağında mı (genişlemeci politikayı gereğinden kısa tutarak) yapacağı önemli olacak. Ve birçok faktör daha.

Kendi makro ortam beklentilerimi ve altm analizimi birleştirdiğimde altın fiyatlarının önümüzdeki dönemde trendsel yükselişine devam edeceğini öngörüyorum. Son fiyat düşüşlerinden sonra altın konusundaki görüşümü de değiştiriyorum. Daha önce “yükselişleri satış fırsatı” olarak görmekteyken yeni dönemde düşüşleri alış fırsatı olarak değerlendiriyorum.

Not: 25 Ocak Cumartesi günü İstanbul’da “Belirsiz Dönemlerde Yatırım Yönetimi/Piyasa Stratejisi Geliştirme” temalı bir eğitim düzenleyeceğim. Eğitime katılmak isteyenler erkinsahinoz@yahoo.com adresime mail atabilir.

ERKİN ŞAHÎNOZ


forivia

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir