Göç temizliği üzerimize kalacak

Türkiye, Avrupa’ya yönelik göç yollarındaki en önemli güzergahlardan birisi. Avrupa göçmenlere karşı surlarını yükseltirken, geri kabul anlaşması sur önündeki temizliği büyük ölçüde Türkiye’nin üzerine yıkıyor…

GEÇEN yılı kapatırken, Avrupa Birliği’nin (AB) sınırlarını yükseltmeye başladığını yazmıştım. Bunun sonucu olarak ortaya EUROSUR çıktı. Geçtiğimiz Aralık ayının başında AB’de yeni bir smır denetim sistemi kuruldu. Uzun adıyla “European Border Sürveillance System”

(Avrupa Sınırlarını Gözetleme Sistemi) olan EUROSUR, 18 AB üyesi devlet ve Norveç ile birlikte 2 Aralık 2013 tarihinde yürürlüğe girdi.

Almanya, İzlanda, Liechtenstein, İsviçre ile diğer AB ülkeleri 2014 Aralık’tan itibaren bu sisteme dahil olacaklar. İngiltere ve İrlanda ise bu sistem içinde değil.

EUROSUR, Türkçede “Avrupa’nın surları” gibi anlaşılmalı. AB, EUROSUR için şimdilik 250 milyon euro ayırdı. AB üyesi devletler, sınırdaki ve denizdeki hareketleri bir iletişim merkezi yoluyla EUROSUR’a ve AB’nin smır polisi örgütü Frontekse bildiriyorlar. Böylece denizdeki botların yerini tespit ediyorlar. Bunun sonucunda da yasadışı göçün, insan ve uyuşturucu kaçakçılığının önlenmesi mümkün oluyor.

“TAM BİR AVRUPA ÇÖZÜMÜ”

Avrupa Birliği’nin EUROSUR’u planlamasının ardında son dönemde yaşanan göç trajedileri ve denizlerde yaşanan yüzlerce ölüm var. Avrupa Parlamentosu, EUROSUR için iki önemli hedef gözetiyor.

Bunlardan ilki, yasadışı göçün ve smırdışmdan gelecek suç örgütlerinin engellenmesi. Diğer hedef ise, bu göçmenlerin yaşamlarının korunması. Bilindiği gibi Akdeniz adası Lampaedusa yakınlarında 300’ü aşkın kaçak ölmüştü.

AB İçişleri Komiseri Cecilia Malström, EUROSUR’u, tıkabasa dolu botlarla denize açılan göçmenleri mutlak bir ölümden kurtarmak için yapılmış tam bir Avrupa çözümü olarak niteliyor.

EUROSUR tekneleri daha yola çıkmadan önce yakalamayı hedefliyor.

Ancak iş bununla bitmiyor. Bunu haklı olarak eleştirenler var.

Eleştirenlerin başında kiliseler, insani yardım örgütleri, Yeşiller Partisi ve ilticaya yönelik Pro Asyl örgütü var.

Yeşiller Partisi’nden Ska Keller, Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerle ve özellikle Libya ile kaçakların geri alınması anlaşması yapılırken, bu anlaşmalar sonuçlanmadan sistemin yapılmasının insanları kurtarmak yerine, onlardan korunmak için olduğunu iddia ediyor. Keller, AB içinde smır polisi Fronteks‘ in var olduğunu belirtiyor ve şimdi onun yerine temizlik işinin EUROSUR kanalıyla üye devletlere yıkılmak istendiğini iddia ediyor. Yeni smır sistemi ile kaçaklar denizde tehlikeli sulara itiliyor.

AB Komisyonu ise, EUROSUR‘un teknolojik donanımın sınırda maksimum düzeyde kullanıldığı bir sistem olduğunu iddia ediyor. Bu sistemde teknoloji, akıllı iletişimi ve bilgi alışverişini sağlıyor. AB’nin hava alanı EUROSUR kapsamında değil. Ancak Akdeniz havadan uydular yoluyla korunacak.

GERİ KABUL ANLAŞMASININ SONUCU

2012 yılında Doğu Avrupa kanalıyla, Somali ve Afganistan göçmeni bin 600 kişi, Güneydoğu Avrupa yoluyla Afganistan, Kosova ve PakistanlI 6 bin 390 kişi, Yunanistan üzerinden Arnavutluk, Kosova ve Makedonya vatandaşı 5 bin 500 kişi, Doğu Akdeniz üzerinden Afganistan, Suriye ve Bangladeş uyruklu 37 bin 330 kişi, Güney İtalya yoluyla Afganistan, Pakistan ve Bangladeş uyruklu 4 bin 770 kişi, Orta Akdeniz üzerinden Somali, Tunus ve Eritre uyruklu 10 bin 380 kişi, Doğu Akdeniz üzerinden Cezayir ve Fas uyruklu 6 bin 400 kişi, Kanarya Adaları üzerinden Fas, Gambia ve Senegal uyruklu 170 kişi AB’ye girmeye çalışmış veya girmiş. Havaalanı yoluyla gelenler ise iltica talebinde bulunmakla kalmış.

Türkiye’ye gelince… Türkiye, Güneydoğu Avrupa, Yunanistan ve Doğu Akdeniz güzergahında bulunuyor.

Toplamında göçmen sayısı 50 bin kişiye yaklaşıyor. Burada geri kabul anlaşmasının önemi açıkça ortaya çıkıyor.

Sonuçta, Avrupa surlarını yükseltirken, temizliğin önemli bir bölümü de Türkiye‘ye düşüyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir