İşsizliğin acımasız formülasyonu

işsizliğin acımasız formülasyonu

GEÇEN hafta işsizlik rakamları açıklandı. Son veriler ışığında işsizlik artıyor mu azalıyor mu? Türkiye’de işsizliği anlamak için iki göstergeye bakılabilir:

Son yedi yılda, işgücüne her yıl ortalama olarak 693 bin kişinin eklendiğini görüyoruz. Nüfus artışının yüksek olduğu 1985 -1995 yılları arasında doğanlar dalga dalga iş gücüne katılıyor. Örneğin, 2102 Eylülü ile bu yılın aynı ayı arasında işgücü 628 bin kişi arttı. Ekonomideki büyüme oranının her 1 puanı ise yaklaşık 90 bin ile 120 bin kişiye, ortalama olarak 105 bin gence iş kapısı açıyor. Bu hesaba göre işgücüne yeni katılanlarm tamamına iş bulunması ve işsizliğin artmaması için ekonominin her yıl yüzde 6.6 dolayında büyümesi gerekiyor. Büyüme hızı bu oranın altında kaldığında örneğin yüzde 4 dolayında seyrettiğinde işsizliğin artışı kaçınılmaz oluyor.

Büyüme hızı ancak cari açığın artmasıyla mümkün olduğu için hükümet büyümeyi frenleyecek önlemler alıyor. Tasarrufların makro anlamda artması ile yeni bir büyüme ve sanayileşme stratejisinin hazırlanması büyüme hızım yükseltip, işsizliği azaltabilir. Aksi durumda bu sorun gelecek yıllarda da önemini koruyacak. Çünkü otomasyon ve elektronik iletişim özellikle sanayide iş bulmayı zorlaştırıyor.

15-24 yaş arası genç nüfusta işsizlik oranı, genel oranın iki katı dolayında. Yine demografik yapının bir sonucu olarak 2004 yılından bu yana genç nüfusun sayısı 4 milyon 400 bin dolayında kalıyor. Ancak bu yaş grubundaki istihdam 3 milyon 300 bin ile 3 milyon 600 bin arasında dalgalanıyor.

Üretimde ve kalitede dünya standartlarının artık Türkiye’de de geçerli olması nedeniyle firmalar işe alma sürecinde çıtayı sürekli olarak yükseltiyor. Belirli niteliklere sahip olmayan gençler iş bulmakta zorlanıyor. Aldıkları eğitim, ekonominin talep ettiği alanlarda olmayanların işsizlik süresi uzuyor.

Firmaların, sıfır kilometrede genç mezun alıp yetiştirmek yerine, en az iki üç yıl deneyimli elemanları işe almak istemesi de genç işsizliğinin diğer bir nedeni. İnsan ömrünün ve fiili çalışma süresinin uzaması ve emekliliğin mümkün olduğu kadar ertelenmesi eğilimi de kadroların hep dolu olması ve iş kapılarının gençlerin yüzüne kapanmasına yol açıyor. Gençlerin bir bölümünün masa başı işleri tercih etmesi ve diğer işlere rağbet etmemesi de genç işsizliğin nedenleri arasında sayılıyor.

Geçen hafta tüm dünya Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) kararlarına kitlendi. FED kararlarının Türkiye’ye ve diğer ülkelere uzun dönemde etkisini önümüzdeki hafta detaylı olarak yazacağız. Ancak ‘tapering’ olarak adlandırılan tahvil geri alım süreci ile ilgili sıcağı sıcağına bir iki cümle yazmak istiyoruz.

Bize göre, “kademeli azaltma”, hem dünya piyasalarındaki çalkantıların dozunu azaltacağı, hem de önlemler ve reformlar için zaman kazandıracağı için Türkiye’nin lehine bir gelişme sayılabilir.

İyi haftalar dileğiyle…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir