Kapat !


Türk tüketicisinin sofrasından yoğurt, peynir eksik olmaz

Türk tüketicisinin sofrasından yoğurt, peynir eksik olmaz. ‘Milli içecek’ olup olmadığı konusundaki tartışmalarla bir dönem siyasetin gündemini meşgul eden ayran ise özellikle Sütaş’m izlediği başarılı pazarlama stratejisi ile ‘geleneksel içecek’ kimliğinden sıyrılarak eğlenceli ve kentli bir içecek olarak sofralardaki yerini sağlamlaştırdı. Sağlıklı beslenme trendi ile birlikte bilinçli annelerin alışveriş sepetinde artık aromalı sütten kefire, probiyotik yoğurttan kalp dostu tereyağma kadar farklı seg-mentteki ürünlere daha fazla yer var. Keçi sütü ve manda yoğurdu ise son dönemlerin yükselenleri olarak pazarda yerini alıyor. Son dönemde ise Söktaş’ın Mo-ova markası ile pazara girmesinin ardından son olarak da Konya Şeker’ Torku ile ‘biz de varız’ dedi. Zincir marketlerin raflarında yer bulamasalar da rekabette yerel markaların hakkını da teslim etmek gerekiyor.

2013 yılında yüzde 10 büyüyen pazann önümüzdeki yıllarda da büyüme hızında azalma beklenmezken Yıldız Holding Süt ve Süt Ürünleri Kategorisi Başkan Yardımcısı Ali Sözen, pazarda kıyasıya rekabetin geleneksel ürünler olarak kabul edilen süt, yoğurt, ayran ve tereyağında daha fazla yaşandığının altını çiziyor. Genç nüfus, pazann büyüme hızının Türkiye’deki potansiyeli ortaya koyduğunu, bu nedenle de pazann yerli ve yabancı markalann merceğinde olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Süt ve sütlü ürünlerin yansı açık/paketsiz satılıyor. Tüketicilerin sağlık bilincinin artmasıyla ambalajlı pazara yönelmeleri ve ulusal markaların inovasyon, Ar-Ge, iletişim ve teknoloji yatırımları paketli pazarın büyümesine olumlu katkı sağlıyor. Tüm bunlar, süt ve süt ürünleri pazarında rekabeti artırıyor”.

Ambalajlı Süt Üreticileri Derneği (ASÜD) verilerine göre süt ve sütlü ürünler tüketimi ise giderek artıyor. Dünya süt tüketimi ortalaması 44 litre iken 2015 yılında bu rakamın 50 litreye yaklaşacağı tahmin ediliyor. FAO ve OECD tahminlerine göre ise 2021 yılında süt tüketimi bugüne oranla yüzde 20 artacak. Süt ve süt ürünleri pazarını istikrarlı olarak büyümesini sağlayan en kritik etken ‘sağlıklı beslenme trendi’nin yaygınlaşması. Bu trende bağlı olarak tüketicinin ilgisi ambalajlı ürüne yoğunlaşırken diğer taraftan da sağlık ve fonksiyonelliği destekleyen ürünler daha fazla talep görüyor. Sütaş Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Serpil Veral ise sektörde her kategoride ve her üründe çok yoğun rekabet yaşanmasının yanı sıra Türk tüketicisinin güvenilir, kaliteli ve sağlıklı ürünleri kullanma bilincinin gelişiminin bir göstergesi olarak açık pazardan ambalajlı ürünlere doğru bir yönelim olduğunun altını çiziyor.

Türkiye’de süt ve süt ürünleri tüketimi iki farklı segmentte ilerliyor. Bunlardan ilki süt, yoğurt, peynir, tereyağ eksenindeki geleneksel tüketim ile fonksiyonel ürünler olarak nitelenen probiyo-tik yoğurtlar, çocuklara özel üretilen zenginleştirilmiş peynirler ve aromalı sütler gibi katma değerli ürünler geliyor. Türkiye’de süt üretimi, son yıllarda dikkat çeken bir artış gösterdi. 2011 yılında yüzde 20.4 artan üretim, 2012 yılında yüzde 15.5 artarak 17.4 milyon tona ulaştı. Türkiye’de açık süt de dahil olmak üzere toplam süt tüketimi ise yıllık 33 litre civarında. Ancak yine ASÜD verilerine göre süt üretiminin yaklaşık yüzde 50’si kayıt altında. Pazann yansı hala açık ve kayıt dışı olarak faaliyet gösteriyor.

Büyümesi ile en dikkat çeken ürünler arasında fonksiyonel ürünler geliyor. Özellikle çocukların zihinsel ve fiziksel gelişimini hedefleyen ve hijyenik olması nedeniyle de annelerin daha tercih ettiği aromalı süt ürünleri son beş yılda yüzde 24 oranında büyümesi ile dikkat çekiyor. Çocuklara yönelik meyveli peynirler de talep gören diğer ürünler arasında. Öte yandan probiyotik yoğurtlar ile kalp dostu ürünler bu segmentin diğer dikkat çeken ürünleri arasında gösterilebilir.

Kaymaklısı, kaymaksızı, organiği, tavası farklı çeşitleri ile market raflarda hacimli bir yer kaplayan yoğurt, Türk sofralarının olmazsa olmazları arasında. Öyle ki, her 100 mutfaktan 96’sının mutfak her zaman yoğurt bulunuyor. Yıllık kişi başı tüketim rakamı ise 30 kg. civarında. Çocukların kaymaksız yoğurt sevmesi nedeniyle üretimde bu hassasiyeti dikkate alıyor. Ambalajlı ürünlere rağmen pazann yüzde 80’ine yakın kısmı halen markasız ya da ev yapımından oluşuyor. Pazarda yerel, ulusal ve market markalan arasında kıyasıya rekabet sürüyor.

ASÜD verilerine göre, Türkiye’de üretilen ürünler kapsamında en hızlı büyüyenler sıralaması şöyle: Yüzde 25 ile dondurma, yüzde 14.5 ile tereyağı ve yüzde 10.7 ile ayran. Pazarlama uzmanlanna göre ayran tüketiminin artmış olması bu ürünle ilgili başarılı pazarlama faaliyetleri. 2010 yılında ise 271 tondan 473 bin tona çıkan üretimi ile peynir yüzde 74’e varan üretim ile adeta atağa geçti. Son iki yılda ise büyüme hızını ortalama yüzde 9 ile sürdürüyor.

Süt ürünlerinde tüketimin aslan payı peynirde. Pazarın yüzde 50’si peynir ürünlerinden oluşurken pazarda ulusal, market ve yerel olmak üzere onlarca marka saymak mümkün. Sektörde 70’e yakın yabancı ürün çeşidi bulunduğu tahmin ediliyor. Yurtdışından mozarella, parmesan, maasdam gibi ürün çeşitleri gelirken, bilinirlik araştırmalarında sektörde 12-13 yerli markanın adı geçiyor. Ayrıca bölgeleri bazında yöresel firmaların da etkin olduğu bir pazar. Sütaş, Ülker, Pınar, Yorsan gibi ulusal markaların dışında son yıllarda sadece peynire yatırım yaparak adını duyuran markalar da var. Üçgen peynir pazarında ise Bel Grup bünyesinde La Vac-he qui rit, Karper ve Piknik markalan bulunuyor.

Son dört-beş yıla kadar neredeyse yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan keçi ve manda ürünleri tüketicinin de gurmele-rin de kıymetlisi. İlginin artmasına bağlı olarak, çiftlik ve hayvan sayısı da hızla artıyor. Keçi sütü üreten çiftliklerin sayısı 25’i buldu. Dört yıl önce 1 milyonun altında olan keçi varlığı, 2012 itibariyle 4 milyona çıktı. Mahalle marketlerinden şarküterilere kadar her adımda karşınıza çıkan toprak kaplardaki manda yoğurdu da her gün daha fazla tüketici ile buluşuyor. İlgi nedeniyle 2004 yılında 9 bin civarında olan manda sayısı ülke genelinde 80 bin başa kadar çıktı.

ASÜD’den edinilen bilgilere göre markalar, 54 ülkeye süt ve süt ürünleri ihracatı yapıyor. Toplam ihracat miktarı ise 282 milyon dolar. Başlıca ihraç pazarlan arasında Irak, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Suudi Arabistan, KKTC, Kazakistan ve ABD yer alıyor. Aynca AB ülkelerine ihracat vizesi almayı başaran markalar için bu pazarın yeni bir ivme olması bekleniyor.

Özellikle geleneksel ürünlerde rekabetin yüksek olduğu sektörde yerel markalan da son derece güçlü. Yerel markalar ambalajlı yoğurt pazanmn üçte birini elinde tutuyor. Bursa Büyükşehir Beledi-yesi’nin Besaş markası, Samsun ve çevresinde faaliyet gösteren Otat, İzmir merkezli Sakıp Ağa dikkat çeken markalar arasında.

MARKALAR NELER YAPIYOR?

Tüketicilerin sağlık bilincinin artmasıyla birlikte ambalajlı ürüne yönelmeleri ulusal markaların da inovasyon, Ar-Ge, iletişim ve teknoloji yatırımlarını hızlandırıyor. Bu durum pazarın istikrarlı olarak büyümesine neden oluyor.

Peynire zeka kattı çeşitleri artırdı

Son reklam filmlerinde “Peynire zeka kattık, Muratbey Burgu’yu yaptık”sloganını benimseyen Muratbey’in hedefi, peyniri sadece kahvaltılık ürün olmaktan çıkartıp günün her saatinde yenilebilen sağlıklı alternatif ürün olarak konumlandırmak. Muratbey Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Erol yeni yatırımları hakkında şu bilgileri paylaştı: “Peynircilik sektörü rekabetin üst seviyede olduğu bir kategori. Sürekli yatırım istiyor. Tesisimizin günlük olarak700 ton civarında süt işleme kapasitesi bulunuyor. Türkiye çapında yaklaşık 15 bin satış noktamız bulunuyor, inovatif ürünleri otomasyon sistemi içinde üretmek, ambalajlama sistemlerinde iyileşmeler yapmak, verimliliği ve kapasite artışını sağlamak amacıyla geçen yıl başlattığımız yatırımlarımıza bu yıl da hızla devam ediyoruz. Toplamda 20 milyon TL civarında bir yatırım yapıyoruz. 2014 ilk yarısında tamamlanacak olan yatırımla birlikte yaklaşık 25 bin metrekarelik bir kapalı alana sahip olacağız. Bu yıl 250 olan ürün çeşidimizi BOO’e çıkarmayı planlıyoruz. Ar-Ge yatırımlarımız sürüyor”.

Torku kapasitesini artıracak

Bir çiftçi kuruluşu olan Konya Şeker, pazarın büyümeye açık yapısını keşfederek Torku markası ile sektöre yatırım yaptı. Dünyanın tek kampüs içinde en büyük üretim kapasitesine sahip Et-Süt Entegre Gıda Kompleksi’nin ilk ünitesi olan Süt ve Süt Ürünleri Üretim Tesisi’ni hizmete açtıklarını söyleyen Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk, “2013 yılının ikinci yarısında üretime başlayarak 184 bin 670 tonluk süt üretimi gerçekleştirdik. Bu henüz başlangıç, tesis planlanan randımanına ulaştığında yaklaşık her yıl 700 bin tonluk bir üretim gerçekleştirecek. Sektördeki rekabet bu büyüme dinamiğini hızlandıracak en temel argüman. Çünkü sektördeki rekabet kalite standartlarını yükseltiyor. Markalan pazarda farklılaşmak için yeni ürünler, yeni lezzetler geliştirmeye, hatta fonksiyonel ürünler üretmeye zorluyor” diyor.

Moova peynirde önemli oyuncu olacak

Aydın’daki Efeler Çiftliği’nden pazara giren Moova, süt ve peynir kategorisindeki ürünleriyle pazarda yerini aldı. Moova Gıda Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Hilmi Kayhan, 2014 yılında yapacakları yatırımlarla hem kapasite hem de ürün çeşitliliğinde artış sağlayacaklarını belirtiyor. Kayhan şunları söylüyor: “Uzun ömürlü sütte kısa bir sürede raflarda önemli bir yer edindik. Özellikle belli bir kesim, Moova’nın sadık tüketicisi haline geldi. Bunun en büyük sebebi ürünümüzün kalitesi ile piyasadaki diğer muadillerinden ayrışmasıdır. Peynirde ise gittikçe pazarda kendimize bir yer ediniyoruz. Günlük peynirlerde pazarda görülen ciddi rekabetin içerisinde biz de yer alıyoruz. Bunun yanı sıra yöremize ait bir peynir çeşidi olan İzmir tulum peynirini, yine uluslararası lezzetlerimiz edam, gouda, mimolette, parmesan gibi farklı ürünleri Türk tüketicilerine sunuyoruz.”

Ülker İçim, zirveden kopmuyor

Ülker içim markası ile 18 yıl önce süt üretimine başlayan Yıldız Holding, günümüzde beş fabrika ve 10 kategori ve 145 ürün ile pazarda. Yıldız Holding Süt ve Süt Ürünleri Kategorisi Başkan Yardımcısı Ali Sözen, şunları anlatıyor: “Bugüne kadar 600 milyon TL yatırımla Türkiye’nin ve komşu coğrafyaların en büyük süt işleme kapasitesine sahip kuruluşu olduk. Türkiye’deki kayıtlı sütün yüzde 11’ini tesislerimizde işliyoruz. 2012 yılında ciromuz 1,450 milyon TL olarak gerçekleşti. Türkiye ekonomisine ise yılda 3.1 milyar liralık katkı sağlıyoruz”.

Sütaş’ın gündeminde yeni yatırımlar var

Türkiye’nin doğusunda ve batısında yeni yatırım hazırlıkları yapan Sütaş, 15.5 milyon dolara ulaşan ihracat geliri ile yurtdışı pazarlarda da iddialı.

Sütaş Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Serpil Veral şunları söylüyor: “Sütaş, süt ve süt ürünleri sektöründe son sekiz yıldır pazar lideri konumunu koruyor. Bağımsız araştırma şirketi verilerine göre, 2013 yılında süt ve süt ürünleri pazarı, değer bazında yüzde 10 büyürken Sütaş’ın büyümesi yüzde 16 oldu. Sütaş’ın ticari bir marka olmanın ötesinde misyonu olan bir markadır.’Ottan Sofraya’ iş modelimiz, sütün kalitesini ve verimliliğini artıran yem üretiminden çiftçi eğitimlerine, atıklardan enerji elde ettiğimiz biyogaz tesislerimize uzanan faaliyetler bütününü içeriyor’’.


forivia

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir