Kapat !


Yalnız hüznü vardır kalbi olanın…

Tetsuya Ishida, resimlerinde kendi yüzü olmadığını söyler. Doğrudur belki. Ama onun resimlerinde olan şey kalbidir. Bir insanın bu dünyadaki yapayalnızlığının resmidir yaptıkları… İlhami Çiçek’in şiiriyle söylemeye çalıştığını, o resimleriyle söyler: Yalnız hüznü vardır, kalbi olanın…

Tetsuya Ishida, Japon bir ressamdı, iyi, sıradan bir Japon yaşamının gerçeküstü portresiyle tanınır.

Tetyusa Ishida, Shizuoka’da doğdu. Babası bir parlamenter ve annesi bir ev hanımıydı. 1992’de Merkez Li-sesi’nden mezun oldu. Bu dönemde anne ve babası sürekli görüşüyordu ve onlar da onun aslında öğretmenlik ya da eczacılık alanında iyi bir akademik kariyeri için durmadan baskı yapıyorlardı. Bu deneyim, daha sonra onun bazı resimlerinde toplumun gençlerden beklentileri olarak ortaya çıkmıştır.

Ishida, Musashino Sanat Üniversitesine girdi, 1996 yılındaki mezuniyetine kadar Görsel iletişim Tasarımı alanında ihtisas yaptı. Ishida’nın meslek seçiminden dolayı mutsuz olan anne ve babası, onun üniversite hayatı süresince mali destek sağlamayı reddetti.

Ama o, hızla üretmeye başladı. İnanılmaz resimler yapıyordu. Resimlerinde derin bir hüzün, derin bir yalnızlık teması vardı.

1997 den 2005’e kadar onun eserleri bir dizi ödüllerin ve sergilerin ardından büyük bir pozitif övgü kazandı, ölümüne kadar zamanın etkin bir sanatçısı oldu.

23 Mayıs 2005’de bir tren kazasında öldü. 31 yaşındaydı. Ölmek için çok gençti. Bir o kadar da hüzünlü… (Trenin mi ona çarptığını, yoksa onun mu trene çarptığını hiç bir zaman kimse bilemedi!) Ishida’nın eserlerinin temalarının özelliği:

Japonya’nın kimliği ve bugünün dünyasında rolü; Japonya’nın sosyal ve eğitim-öğretim yapıları ve Japon halkın mücadeleleri, sosyal uyumu ve Japonya’nın çağdaş yaşamındaki teknolojik değişiklikleri yer alıyordu.

O izolasyon, kaygı, kimlik problemi, şüphecilik, klostrofobi (kapalı yer korkusu) ve yalnızlık, okula katlanan çocukların temalarını yaparak ve bir fabrikanın parçası olarak iş adamlarını ve genç insanları, çoğunlukla genç erkekleri betimleyerek, gündelik ev eşyalarını fiziksel olarak entegre ederek aktarıyordu. Bir lavabo, bir radyatör ve bir masa gibi…

Onun çoğu resminde kendi yüzüne benzeyen yüzler var. Bunlar otobiyografik benzerlik gösterseler de o her zaman bunu yalanlamıştır.

Resimlerinde kendi yüzü olmadığını söyler.

Doğrudur belki.

Ama onun resimlerinde olan şey kalbidir.

Bir insanın bu dünyadaki yapayalnızlı-ğının resmidir yaptıkları…

İlhami Çiçek’in şiiriyle söylemeye çalıştığını o resimleriyle söyler: Yalnız hüznü vardır, kalbi olanın…


forivia

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir