Yılsonu Ekonomi ve Piyasalar

“Genel olarak piyasanın yönü pozitifti. Bemanke’nin 22 Mayıs açıklamasından sonra bu resim bir anda tersine döndü. Şu anda FED’in ne yapacağı pek bilinmiyor. Bu durum üst katta eve gece geç gelip ayakkabısının tekini atan adamı hatırlatıyor. Yani biz ayakkabının tekinin düştüğünü duyduk, öbür ayakkabının düştüğünü duyana kadar uyku haram.” Bu sözler Yapı Kredi Bankası CEO’su Faik Açıkalm’a ait ve piyasaların bu yıl içinde bulunduğu durumu en *basit şekliyle özetliyor. Dünya piyasalan FED’in politikalarına ve bu politikaları etkileyecek göstergelere odaklanmış durumda ve 22 Mayıs’tan bu yana FED’in ‘tapering’ (aylık 85 milyar dolarlık varlık alım programında kesintiye gidilmesi) zamanlamasıyla ilgili tahminlerde bulunuluyor. İşte böyle bir dönemde yılın son ayına girdik.

Bu yıl yaşanan gelişmeler neticesinde gelişmiş piyasalardaki yükselişler öne çıkarken, gelişmekte olan piyasalar geri kalmış durumda. Peki gelişmiş piyasalardaki canlı durum gelişmekte olan piyasalan yılın son ayında canlı tutabilecek ve yine bir Noel Baba rallisi yaşanabilecek mi? Piyasalar yılı nasıl kapatacak? FED’in ‘tapering’ zamanlamasıyla ilgili piyasadaki beklentiler nedir? Yatınm stratejisi nasıl olmalı? Tüm bu konuları, piyasaların deneyimli isimleriyle konuştuk.

NOEL BABA RALLİSİ

Öncelikle “Noel Baba rallisi”nin ne olduğundan başlayalım. “Noel Baba .rallisi” tabiri, genellikle her yıl tekrarlanan, aralık ayında başlayan ve yeni yılın ilk haftalarına kadar devam eden piyasa yükselişlerine verilen bir isim. Bu yükselişin birden çok nedeni var ama ana neden, fon yöneticilerinin yılı yüksek bitirip bonus alma istekleri olarak gösteriliyor.

Geçmiş 10 yıla bakıldığında Borsa İstanbul’un genelde bu ralliyi gerçekleştirdiğini görüyoruz. Kasım ayını genelde satış eğilimli geçiren Borsa İstanbul, aralık ayında yukarı hareketlerle yatırımcısını güldürüyor. Son 10 yılın aralık ayında ortalama getiri yüzde 7,3 seviyesinde. Bankaların mevduata yıllık bazda yüzde 8,5-9 seviyesinde faiz verdiğini düşünürsek, ortalamada böyle bir getiri cazip bir oran.

Peki bu yıl da böyle bir ralli olur mu? Piyasa uzmanlan Noel Baba rallisi olarak isimlendirmese de son dönemde açıklanan olumlu ABD verileri ve İran haberlerinin de etkisiyle piyasalarda bir miktar yükseliş eğilimi olabileceğini söylüyor. Gösterilen en yüksek seviyeler 80.000 düzeyinde bulunuyor. Bazı uzmanlar ise FED belirsizliği ve bankacılık sistemine getirilen regülasyonlar nedeniyle yükseliş beklemiyor. Ancak 70.000’in altındaki seviyeler de telaffuz edilmiyor.

‘RALLİ OLUR’ DİYENLER

2013 gelişmekte olan ülkeler için olumsuz bir yıl oldu. Gelişmiş ülke borsaları ortalama yüzde 20 prim yaparken, gelişmekte olan ülke borsala-rı ortalama yüzde 5 değer kaybetti. Aradaki makas bu kadar açılınca, normalde Türkiye’nin de dahil olduğu gelişmekte olan ülke borsalarına bir dönüş olması gerektiğini söyleyen Ata Portföy Genel Müdürü Mehmet Gerz, “Bu yaz FED kaynaklı ‘tapering’ nedeniyle yaşanan korku hala devam ediyor. 2014’ün ilk aylarında FED’in tahvil alımlarını azaltacağı beklentisi, gelişmekte olan ülke borsalarmda ralliyi engelliyor. Ancak İran ile varılan anlaşma sonucu petrol fiyatlarında anlamlı düşüşler (5 doların üstünde) olursa Türkiye piyasaları yılı yükselişle kapatabilir” diyor. Yıl sonun beklentisinde olan İş

Portföy Genel Müdürü Tevfik “ Eraslan, “Noel Baba Rallisinin aralık ayının son beş iş günü için geçerli bir tanım olduğunu düşünürsek sınırlı bir ralli bekliyorum” diyor. Eraslan, rallinin 18 Aralık’ta açıklanacak FOMC kararı sonucunda “FED’in tahvil alım programında herhangi bir kesintiye gidilmeyecek olması”nın yaratacağı ivmelenme ile gerçekleşmesini bekliyor. Yaşanacak rallide Türkiye’deki makro göstergelerin de etkili olacağını savunan ALB Menkul Genel Müdürü Metin Aytekin ise borsada 85.000 seviyelerini öngörüyor.

‘RALLİ OLMAZ’ DİYENLER

Yıl sonu rallisi için bu kadar iyimser olmayan uzmanlar da bulunuyor. Çünkü 2014, son yıllarda yaşadığımız likiditenin bol olduğu, yurtdışı yatınmların aktığı dönemin sonu olarak görülüyor. Hatta tam tersine faizlerin arttığı fon çıkışlannın ve büyümede sıkıntıların başladığı bir dönem olarak değerlendiriliyor.

Önümüzdeki dört ayda üç FED toplantısında alınacak kararlar, faizlerdeki yüksek seyrin devam etmesi, seçim kaygıları gibi nedenlerle yıl sonu rallisi beklemeyen Gedik Yatırım Genel Müdür Vekili Metin Ayışık, endeksin 70.000-75.000 bandında kalmasını bekliyor. 2002 yılından bu yana BIST-100 Endeksi’nin aralık ayı getirilerini inceleyen TEB Portföy, 2011 yılı dışında TL bazında nominal endeksin kasım sonuna göre ortalama yüzde 6,4 primli olduğunu tespit etti. TEB Portföy Genel Müdürü Ömer Yenidoğan, “Temel sebeplerini bilmedikçe endeksin her zaman böyle hareket edeceğini varsaymak doğru değil” diyor.

OCAK NİSAN UYARISI

JP Morgan Türkiye Başekonomisti Yarkın Cebeci, FED’in tapering kara-nnı ocak ayında açıklamasını bekliyor. Türkiye’nin de aralarında olduğu gelişmekte olan ülkelerde büyümenin düşeceği öngörülerine katılan Cebeci, bu yıl yüzde 3,5-4, 20l4’te ise yüzde 3 civarında büyüme bekliyor. Merkez’in politikasında geçmiş aylara nazaran belirsizliğin azaldığını, ancak yine de zihinlerde volatilitenin hatırlandığını belirten Cebeci, “Ocak-nisan döneminde volatilite yüksek olacak. FED’in ciddi bir piyasa hareketine bu döneme kadar yol açacağını sanmıyorum. Karar sonrası yatırımcılar ABD hisselerine mi girer, yoksa Teni Ufuklar’ (New Frontier) denilen Afrika hisselerine mi yönelir bilinmiyor. Seçim sath-ı mailine girilen Türkiye’nin nasıl etkileneceğini göreceğiz” diyor.

STRATEJİ NASIL OLMALI?

Piyasalarda yılın son döneminde nasıl bir strateji izlenmesi gerektiğini de piyasanın önemli isimlerine sorduk. “Genellikle yılın son ayında piyasalarda pozitif havanın olduğu görülmüştür. Bizim de beklentimiz bu yıl hisselerde seçici olmak kaydı ile yatırım yapılabilir şeklinde” diyen ALB Menkulden Metin Aytekin, parasal genişlemenin azaltılmasının aralık ayında gerçekleşmemesi halinde özellikle gelişmekte olan ülkelerde alımların etkili olmasını bekliyor. Yurtiçinde ise Merkez Bankası’nın adımlarının takip edileceğini ifade ediyor. Son ayda ag-resif kur ve faiz tarafında etki edebilecek adımlar atılabilirse, endekste yukarı yönlü hareketliliğin görülebileceğini kaydediyor. Sonuçta Amerika’daki toparlanma hikayesi tüm dünyada satın alınıyor. Gelişmekte olan ülke ekonomilerinde daralma sıkıntılı bir durum. Ancak Amerikan borsalannın yükselişlerine devam edeceği beklentisine dikkat çeken ING Menkul Genel Müdürü Bülent Altınel, bunun da gelişmekte olan ülkeleri kısa vadede diri tutabileceğini düşünüyor. Altınel, “Bu yüzden yıl sonu rallisi hikayesi, tüm dünya borsalarında geçerli olabileceğinden piyasaya giren para miktarını bir miktar artırabilir” diyor.

FIRSATLAR SINIRLI

2014’e yönelik olumsuz beklentilerin ağırlıklı olduğunu kaydeden Ata Portföy’den Mehmet Gerz, borsanın pahalı olmadığını söylüyor. “Yatırım felsefesinde davranışsal finansa da yer veren bir fon yöneticisi olarak çoğunluk olumsuzken ve de piyasa düşükken hisse oranını kademeli arttırmanın doğru yaklaşım olacağını düşünüyorum” diyen Gerz, bu tavsiyesinin özellikle Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) fon seçimi için geçerli olduğunun altını çiziyor.

ABD’de tanm dışı istihdam verileri FED politikaları açısından önemli bir gösterge. Çin’deki büyüme beklentileri de yakından izleniyor. Yurtiçinde ise cari açık ve bunu etkileyen faktörler ile MB faiz politikaları, piyasalar üzerinde belirleyici. Burada Türkiye lehine gelen dataların piyasalan yukarı taşıyacağını anlatan HSBC Yatırım Genel Müdürü Tolga Koyuncu, aleyhimize gelen dataların da negatif etkileyeceğini söylüyor. Koyuncu, “Bu koşullarda piyasalarda fazla fırsat görmüyorum. Bu seviyelerden yüzde 25-30 oranında hisse taşınabilir. Çok olumlu olmak için de fazla bir sebep yok” diyor.

ABD FAİZİ YÜZDE 3 OLUR MU?

Yurtdışında izlenen ana gösterge 10 yıllık ABD tahvil faizleri. Yüzde 2,7 seviyesinde bulunan ABD tahvil faizlerinin yüzde 3’ün üzerine çıkması, global faizleri de yukarı ittiriyor. Yurtdışında PMI endeksleri, aşağı eğiliminin devam etmesi beklenen petrol fiyatları da yakından izlenecek. TL faiz oranları ve dolar/TL kum da global risk iştahının bir göstergesi. Gösterge faize ilişkin beklentiler FED’in yanı sıra enflasyon ve siyasi gerginliklere paralel olarak yüzde 8-9 arasında değişiyor. Dolar/TL kurunda ise 2 seviyesinin üzerini işaret edenler ağırlıkta.

Garanti Yatırım Direktörü Tufan Cömert, mart ayından önce FED’in tapering kararının belirgin şekil almasını beklemiyor. Cömert, “ECB ve BOJ genişleme eğilimindeyken, üstelik ABD’de enflasyon da hala aşağı yönünü korurken, FED’in agresif bir program açıklamasını beklemiyorum. Ufak bir miktarla başlayıp geniş bir zamana yayılacaktır” diyor. Cömert’in dikkat çektiği en önemli veri, ABD istihdam verileri. FED açısından bu veri kritik. Çünkü gelişen ülkelere fon akışını etkileyen en önemli veri bu.

KIRILGANLIK SÜRECEK

Ekonomist Uğur Gürses’e göre, dünya ekonomisine, dolayısıyla Türkiye’ye yön verecek gelişmeler sadece FED kararlarıyla sınırlı değil. Avrupa’da, özellikle Almanya başta olmak üzere bankaların sermayelendi-rilmesi konusunda nasıl adımlar atılacağı önemli. İspanya ve Fransa’da deflasyon tehlikesi artıyor. Çin de reformlara ağırlık verdi. Bu da ihracatın yavaşlaması, yuanın değerlenmesi demek. Çin’in büyümesinin düşmesi, Avrupa ve ABD’ye ve tabii ki Türkiye’ye etki edecek. 2014 dünya ve Türkiye büyümesi çok parlak görünmüyor.

Merkez Bankası politikasının belirsizliğinin yatırımcılar arasında tedirginlik yarattığını belirten Gürses, “Kur yukarı gittiği sürece beklentiler olumsuzlaşabilir. Dolar kum bu yılı 2,05 TL’nin üzerinde bitirir, 2014’te ise 2,25 seviyelerini görürüz. Mayıs ayından itibaren belirginleşen risklerin etkilerinin tamamı henüz görülmedi. Büyük bir geminin dümenini taksi sürer gibi çeviremezsiniz” diyor. Gürses’in borsa yorumları da pek iç açıcı değil: “Borsada kur yukarı gittikçe döviz açık pozisyonlar karlan etkileyecek. Bu da borsayı aşağı yönlü baskılayacak. Türkiye kırılgan ülkelerden olmaya devam edecek.”

SEÇİMLER İZLENECEK

Burgan Yatırım Başekonomisti Haluk Bürümcekçi de siyasi tedirginliklere dikkat çekiyor. “Fiyatlarda bu yıl görülen düzeltmelerin etkili olabileceğini düşünüyorum” diyen Bürümcekçi, dünya genelinde faiz seviyesinin nerede oluşacağım belirleyen ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin yüzde 3 seviyelerinin üzerine çıkmasının uyarıcı olacağını belirtiyor.

6 Aralıktaki istihdam verilerini kritik olarak değerlendiren Strateji Menkul Değerler Fon Yöneticisi Bülent Topbaş, güçlü verinin ocak ayında varlık azaltımı kararı beklentisini güçlendireceğini kaydediyor. Topbaş, kasım tutanaklarında net bir şekilde ekonomide iyileşme olduğu, geleceğe dönük beklentilerin de pozitif olduğu, ancak ekonomik aktivite için kullanılan her olumlu ifadenin “ama” diye devam ettiği tona dikkat çekiyor. “Güçlü veriye rağmen gecikme de olabilir” diyen Topbaş, “Risk var ama ‘azaltımın adı bile yetti, kim bilir kendisi ne kadar etkili olur’ düşüncesi yanlış. Bence büyük oranda fiyatlandı. Belirsizlik azalmış olacak” sözleriyle iyimser bir görünüm ortaya koyuyor.

Parite tarafında bakıldığında ise İş Yatırım Uluslararası Piyasalar Müdürü Şant Manukyan, Euro/dolar piyasasında yıl sonunda hacimsiz piyasanın görüldüğünü belirterek “ECB’nin faiz indirimi uzun vadede etkili olmayacak. Faizleri eksiye çekebilir, varlık alıntına gidebilir. Ama Almanlar varlık alımlarını kabul etmeyecek. Yılın ilk yarısında dolar biraz daha değer kazanacak, Euro aşağı doğru hacimsiz seyredecek” diyor.

İş Yatırım Uluslararası Piyasalar Trader’ı Cenk Karşit de ralli beklemeyenlerden. Noel tatilinden sonra yabancıların alımları yavaşlatacağını hatırlatan Karşit,: “Uzun vadede ABD ekonomisi iyi gidiyor, FED politikası negatif yansır. 75.000-80.000 aralığında hareket olur. 2014’te ise seçimden AKP’nin güçlü çıkması, istikrarın süreceği algısını yaratır ve ciddi hareket yaratmaz” diyor. Karşit de FED’in aralık ayında tapering’e başlamasını beklemiyor. Çünkü FED’in piyasayı biraz daha izleyecek gibi göründüğünü söylüyor.

da yıl sonunda hacimsiz piyasanın görüldüğünü belirterek “ECB’nin faiz indirimi uzun vadede etkili olmayacak. Faizleri eksiye çekebilir, varlık alıntına gidebilir. Ama Almanlar varlık alımlarını kabul etmeyecek. Yılın ilk yarısında dolar biraz daha değer kazanacak, Euro aşağı doğru hacimsiz seyredecek” diyor.

İş Yatırım Uluslararası Piyasalar Trader’ı Cenk Karşit de ralli beklemeyenlerden. Noel tatilinden sonra yabancıların alımları yavaşlatacağını hatırlatan Karşit,: “Uzun vadede ABD ekonomisi iyi gidiyor, FED politikası negatif yansır. 75.000-80.000 aralığında hareket olur. 2014’te ise seçimden AKP’nin güçlü çıkması, istikrarın süreceği algısını yaratır ve ciddi hareket yaratmaz” diyor. Karşit de FED’in aralık ayında tapering’e başlamasını beklemiyor. Çünkü FED’in piyasayı biraz daha izleyecek gibi göründüğünü söylüyor.

“Aralık FED karan ralliyi tetikleyebilir”

“Gelinen seviyeler itibarıyla değerlemeler uygun seviyelere gelmiş görünüyor. Özellikle yabancı yatırımcılar tarafında pozisyonlanmantn hafif olduğunu düşünüyoruz. 2013 boyunca gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülke piyasalarına fon akışları gözlemledik. Bunun bir miktar geri dönüşü de beklenebilir. Her ne kadar banka kârları üzerinde riskler bulunsa da özellikle TCMB’nin kur ve kur volatilitesi için olumlu olabilecek politika değişimi, Türk Lirası cinsi varlıkların değerlemelerini olumlu etkileyebilir, iyi piyasa beklentileri dâhilinde hisse senedi oranında artışa gidilebilir.

Yabancı yatırımcılar Türkiye pozisyonlarını ciddi anlamda azaltmışlardı. Değerlemeler de cazip noktalara geldi. Aralık ayında varlık atımlarının azaltılmasıyla ilgiti beklentiler bir miktar fiyatlanabilir. Aralık ayında FED toplantısından herhangi bir azaltma kararı çıkmaması, yıl sonu rallisinin tetikleyici faktörü olabilir!’

Taperinğin ertelenmesi olumlu”

“FOMC’nin aralık ayı toplantısı özellikle gelişmekte olanpiyasaları tedirgin ediyor. FED’in tapering (tahvil alımı azaltımı) ve ileriye dönük yönlendirme (forvvard guidance) politikası kapsamındaki oluşan etkileri karşılayacak bir mekanizma henüz açıklanmadı. Bu durumda piyasalar kesintileri FED’in sıkılaştırma politikasına tahmin edilenden daha erken geçeceğine yönelik bir sinyal olarak algılayabilir. Bu da varlık fiyatlarını bir kademe daha aşağı indirebilir. FED’in tapering! ötelemesi ise Türkiye finansal piyasalarını kısa vadede en fazla olumlu etkileyecek haber olur.

Yurtiçinde ise tüketici kredilerini sınırlandıracak olan yeni BDDK taslağının hayata geçmesi ile yeni uygulamaların sektör kârlılıklarına olan etkilerini önemli görüyoruz. Hisse piyasasının yarısına tekabül eden bankacılık sektörü endeksinin baskılanması, BİST-100 Endeksi’nin baskılanması anlamına geliyor!’

Son 10 yılda Noel Baba rallisi yaşandı

Son 10’yılda borsanın performansı incelendiğinde aralık aylarında genelde Noel Baba rallisinin yaşandığını görüyoruz. Son 10 yılın kasım aylarına bakıldığında sadece dört yıl yukarı hareket olurken, diğer yıllarda borsa negatif performans sergiledi. Ortalama getiri ise yüzde -0,8 seviyesinde. Aralık aylarına gelindiğinde ise borsa ralliye başlamış görünüyor. Son 10 yılda istisnasız olarak aralık aylarında endekste artış var. 200B, 2004 ve 2009 yıllarında getiri çift haneli artışlar oldu. Aralık aylarında başlayan Noel Baba rallisinin ocak aylarında devam edip etmediğini de araştırdık. Son 10 yılın dördünde ocak aylarında satışların olduğunu gördük. Özellikle 2008 yılının ocak ayında borsa yüzde 23,3 getiri kaybına uğramıştı.

Altında fiyat dengeleniyor

Altın, Türk yatırımcısı açısından en önemli yatırım kalemlerinden biri. Yastık altında 5 bin ton civarında altın olduğu yönünde tahminler yapılıyor. Yine bankaların altın hesapları, altın fonları, son yıllarda büyük bir büyüme eğilimi içinde. Eylül 2013 itibariyle bankalardaki kıymetli maden depo hesaplarında toplam 20,2 milyar TL var. Altın fonlarının toplam portföy büyükyüğü se 684 milyon TL. Altın fiyatını etkileyen iki temel faktör bulunuyor. Bunlar; altının ons/dolar fiyatı ve gram yatırımlarda dolar/TL kuru. Altının ons fiyatında belirleyici olan konunun FED politikaları olduğunu söyleyen Saxo Capital Türkiye Genel Müdürü Egemen Kaya, bin 250 dolar/ons seviyelerindeki altın fiyatlarında ABD’nin tahvil atımında azaltmaya gideceği beklentisinin fiyatlanmakta olduğunu belirtiyor. FED’in aralık ayı toplantısında tahvil alımmı azaltma kararı alması durumunda bin 200 doların altında bin 150 ve bin 100 dolar seviyelerinin görülebileceği değerlendirmesini yapan Egemen Kaya, şunları söylüyor:

“Böyle bir durumda altın fiyatı ons başına düşebilir. Ancak dolar/TL kurunun 2,10-2,15 seviyelerini görmesi de söz konusu olur. Yani ons fiyatı düşer, kur yükselir ve geleneksel yatırımcı açısından ciddi bir kayıp veya kazanç olmaz. FED tahvil alımında yavaşlamaya gitmezse ve 1-2 çeyrek daha bol likidite döneminin devam edeceği anlaşılırsa, altının ons fiyatında yukarı hareketler görülür. Bu durumda da TL dolar karşısında değer kazanır ve yine TL bazında altın fiyatlarında denge oluşur!’

FED’irı tapering’e aralık ayında başlayabileceği beklentileri fiyatlara bir miktar yansıdı. FED’in politika değişimini 2014’e ertelemesi ralliyi tetikleyebilir.

Benzer gelişmekte olan ülkelere göre değerlemeler önemli. Türkiye, benzer ülkelere göre yüzde 10 civarında ıskontolu işlem görüyor.

MB politikaları, makro göstergeler önemli olacak. Merkez Bankası’nın faiz silahını kullanması kuru rahatlatıcı bir unsur olabilir.

Büyüme, enflasyon işsizlik gibi verilerde iyileşme, Türkiye’yi diğer gelişen piyasaların üzerine çıkarabilir.

AB tarafında ECB’nin gündeme getireceği yeni bir parasal gevşeme kararı piyasaları yukarı itebilir.

Türkiye’de kasım ve aralık ayları için negatif enflasyon ya da düşük gelen cari açık verileri piyasa için olumlu olabilir.

İran üzerindeki yaptırımların gevşetitmesi piyasalarda olumlu karşılandı. Altı ay sonrasında yaptırımlar tamamen ortadan kalkarsa, İran Türkiye’nin Almanya ve Irak sonrasında belki de üçüncü büyük ihracat pazarı olabilir. Petrol fiyatlarının da aşağı çekilmesi, Türkiye’nin enerji faturasını 5 milyar dolar azaltabilir.

FED’in tahvil alım programını ne zaman ve ne şekilde azaltacağı piyasaların yönü konusunda belirleyici olacak. Beklentilerden erken bir tapering piyasaları sallayabilir.

ABD ekonomisinde enflasyonist beklentiler ya da büyüme hızının ivmelenmesi, menkul kıymetleri olumsuz etkileyebilir. Bu anlamda ABD 10 yıllık tahvil faizi ve ABD tarım dışı istihdam verileri izlenmeli. Olumlu veriler ve yüzde 3’e yaklaşan faiz, tüm Türkiye faizlerini de yukarı baskılar.

Merkez Bankası PPK toplantılarında çıkacak sıkılaştırmaya ilişkin adımlar, faiz ve borsanın yönü üzerinde önemli.

Bankacılık sistemi üzerindeki baskılar, endeksteki ağırlıkları dikkate alındığında yukarı hareketleri sınırlıyor.

Türkiye’de enflasyonun yüzde 8’in üzerine çıkması ve cari açıkta artış beklentisi, piyasaları baskılar.

Son dönemde siyaset cephesinde yaşanan AKP ile Gülen Cemaati çekişmesi, siyasal istikrar açtsından önemli bir risk unsuru. 2014 seçim yılı ve bu durum riski daha da artırıyor. Bölgesel bazda da Suriye riski gündemde geri plana itilmiş olsa bile yerini koruyor.

Kurdaki hareketlilik, özel sektörün döviz borcu yüksek olduğundan hassasiyet yaratıyor. Bu bakımdan MB’nin alacağı kararlar, piyasaların takibinde olacak.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir