Yurtiçi piyasalar için zor bir yıl olacak

Borsamtz 2008 yılındaki global krizde yükselen trendini bozmuş ve bu trendde 2002 sonrasında sağlanan yükselişin yüzde 61,8’ini geri vermişti. Geçen hafta da yükselen trendin altına sarkıldı. Ancak BlST’teki geri çekilmeler birkaç yıllık vadede prim potansiyelini yükseltecek,,.

2013, sermaye piyasalarımızda önce baharı ardından kışı yaşadığımız bir yıl oldu. Not arışı beklentisi ve küresel likidite heyecanıyla yılın ilk beş ayı coşkulu geçerken 22 Mayıs’ta FED Başkanı Ben Bernanke’nin varlık alım programının azaltılacağı mesajı rüzgârı tersine döndürdü. ABD’nin genişlemeci politikaları sonlandırmaya hazırlandığının anlaşılması gelişmekte olan ülkelere yönelik olumsuz algıyı artırdı. O tarihten itibaren de gelişmiş ekonomilerle gelişmekte olan ülkeler bariz bir şekilde ayrıştı. Aynı dönemde Türkiye’de “Gezi Olayları” olarak bilinen sürecin başlaması Türkiye’nin kırılganlığını diğerlerine göre biraz daha artırdı.

2014 yılındaki yerel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde siyasi riskin yükselebileceği beklentisi hakimken 17 Aralık’ta göz altılarla başlayan süreç siyasi riski çok daha farklı bir boyuta taşıdı. Bu olayın ardından FED’in 18 Aralık’taki toplantıda tahvil alım programını 10 milyar dolar azaltarak süreci başlatması, piyasalarımızda siyaset fiyatlaması nedeniyle göz ardı edildi. Ancak 2014’ün tamamında negatif etki yaratabileceği bir kenara not edildi. Siyasette yaşanan son krizi, son 12 yıldaki diğer siyasi krizlerden ayıran en temel özellik, bizce krizin iktidar partisini oluşturan oluşumlar arasında ortaya çıkması oldu. Daha önceki kapatma davası, muh tıra gibi tehditlerin tamamı parti dışından gelen tehditlerdi. Bu durum parti içinde safların sıklaşmasına neden olmuştu. Bu nedenle bu krizlerde en kötü senaryonun “erken seçim” olacağı ve yapılacak seçimin sonucunun ne olacağı da belliydi.

Şu anki sorun ise senaryolar arasında seçim yapamamak ve daha da önemlisi bu senaryolardan biri seçilse bile sonrasının ne olacağının bilinememesi, işte, 2014 yılma böyle bir tabloyla giriyoruz. Umudumuz, siyaset mekanizmasının bu krizi de aşacak bir yol bulacağı ve yeni dengenin bir an önce oluşacağı yönünde. Bu süreç aşılsa bile 2014 yılı seçim sürecinin sancılı ge-çeceğini tahmin etmek de zor görünmüyor. 2014’te erken genel seçim gündeme gelebilir mi, bunu da şu anki krizin seyri gösterecek. Seçim gündeme gelse bile bunun ağustos avındaki Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde gerçekleşme ihtimali zor görünüyor ama genel seçimin cumhurbaşkanlığı seçimi ile birleştirilme olasılığını bir kenara yazmakta fayda var.

Olası bir genel seçim, risk mi fırsat mı oluşturur sorusuna gelince… Buna şimdilik cevap vermek çok zor olsa da seçimin tıkanan siyaseti açabileceği ve bu nedenle böyle bir haberin olumlu etki oluşturacağına biraz daha fazla ağırlık veriyoruz. Tabii ki bu varsayımımız seçim sonrası güçlü bir hükümet kurulma olasılığına bağlı. Bu nedenle 20f4’ü cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi ve sonrası olarak ikiye ayırmak gerekebilir.

İÇ PİYASALAR ZORLANACAK

2014’ün denkleminde en önemli bilinmeyen, iç siyasi gelişmelerin fiyatlara etkisi. 2013’ün son günlerini yaşadığımız dönemde BIST’teki ve TL’deki satışın sert olmasının nedeni de bu fiyatla-manın yapılamıyor olması.

Yılın ilk bir iki haftasından sonra sis bulutu muhtemelen biraz İV daha dağılacak ve senaryolar şekillenmeye başlayacak.

Ancak gerek mart sonunda yapılacak yerel seçim gerekse ağustosta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi, siyasetin fiyatlara etkisinin çok geniş bir bant içinde dalgalanmasına neden olacak. Sermaye piyasalarımızdaki tüm aktörler de 2002 sonrasında unuttuğu siyaset riski fiyatlamasmı bu yıl yeniden hesaplara katmak zorunda.


forivia

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir